Elektrik Motoru Nedir?

Motor Türlerinin Sınıflandırılması

Motor veya elektrik motoru elektriğin icadından bu yana mühendislik ve teknoloji alanındaki en büyük gelişmeleri meydana getiren cihazlardır. Bir motor elektrik enerjisini mekanik enerjiye dönüştüren bir cihazdan başka bir şey değildir. 21. Yüzyılda yaşam motorlar sayesindedir. Motorlar olmasaydı şu an hala elektriğin tek amacının ampul aydınlatmak olduğu Thomas Edison çağında yaşıyor olurduk. Motorların farklı özel amaçlar için geliştirilmiş farklı türleri vardır.

Basit bir deyişle dönme kuvveti üreten cihazlara motor adını verebiliriz. Elektrik motoru ana prensibi manyetik alan ile akım birbirleriyle etkileşim halindeyken güç, manyetik alana ve akıma dik yönde olduğunda elde edilir. Motorun icadından beri bu alanda birçok gelişme gerçekleşmiştir ve motor modern mühendisler için çok büyük önem taşıyan bir konu haline gelmiştir. Bu web sayfası da yukarıda bahsedilen gerçekler, tüm alanlardaki elektrik motorları ve şu an kullanılan motor parçaları hakkında detaylı tanımlar sağlamaktadır.

Elektrik Motoru Tarihçesi

1821 de İngiliz bilim adamı Michael Faraday elektrik enerjisinin mekanik enerjiye dönüşümünü akım taşıyıcı bir iletkeni manyetik alanın içine koyarak, elektrik akımı ve alanının beraber dönme momenti üretmesi sonucunda iletkenin hareket etmesi ile açıklamıştır. Onun prensibine dayanarak en ilkel makine olan D.C (doğru akım) makinesi 1832 de William Sturgeon tarafından tasarlanmıştır. Ancak bu model pahalı ve herhangi bir pratik amaç için kullanılamayan bir araçtı. Daha sonra 1886 yılında ilk elektrikli motor Frank Julian Sprague tarafından üretildi. Bu makine belli bir yükün altında sabit hızda dönebiliyordu ve böylece hareket elde ediyordu.

Elektrik Motoru Markaları

gamak_elektrik_motoru

 

Türkiye’de kullanılan motorların büyük çoğunluğu Gamak Elektrik Motorları ve Abana Elektrik Motorları markalarıdır.Firmamız Gaziantep te her iki markanın da hem motor hem yedek yarça satışını yapmaktadır.

Hidrolik ve Pnömatik

 

Hidrolik ve Pnömatik arasındaki farklar nelerdir? Her ikisi de sıvı moleküllerin kontrol noktalarını aktarmak için aynı tekniği kullanır ancak ikisi de farklı modellerdir. Hidrolik ve pnömatik sistemler aynı genel aktüatörleri kullanırlar; doğrusal kuvvet oluşturmak için silindirler ve rotasyonel kuvvet oluşturmak için elektrik motorları. Birçok durumda, bu aktüatörler bir hidrolik sistem de hava bileşeni kullanılarak hava basıncında bir azalma olursa diğer çalışan aktüatörler ile yer değiştirilebilirler.

İki sistem arasındaki en temel fark kendi medyalarındadır. Hidrolikler güç aktarmak için sıvı kullanırken pnömatikler ise güç aktarmak için hava kullanırlar. Hidroliği orta sıvı olarak tanımlarken ben de en az diğerleri kadar suçlu oluyorum.Hidrolik sıvı demek çok da yanlış değildir ve aynı zamanda pnömatikler için de bunu söylemek yanlış olmaz. Sıvı ve gazların her ikisi de bulundukları kabın şeklini alırlar ve molekülleri kendi aralarında serbestçe dolaşabilirler.

pnömatik sistem örnek

Hidrolik ve pnömatik sistemler arasındaki fonksiyonel fark gazın doğası ile sıvının doğasının karşılaştırılması ile tanımlanır. Hava sıkıştırılabilir ancak yağ sıkıştırılamaz. Aslında yağ 1000 psi’nin yarısı oranında sıkıştırılabilir ama basitleştirmek amacıyla sıkıştırılamaz olarak kabul edilir. Sıkıştırılabilir olmasının yanı sıra hava da elastik bir yapıdadır. Hava kendini incelterek atmosfer içerisinde bulunduğundan daha düşük bir basınç altına geçebilir ve daha sonra ortam basıncı için tekrar denge durumuna döner.

Bir hidrolik sistemdeki sıvı veya hidrolik yağ genellikle aynı sıvı durumunu korur ve çeşitli koşullar altında tahmin edilebilirdir. Hava kabarcıkları yağ içerisinde sıkışır bu süngerimsi hidrolik sistemin oluştuğu tek zamandır. Aksi takdirde tartışmamız gereken birkaç istisna haricinde, yağ hidrolik sistemin tüm ulaşılabilir noktalarından rahatça ve hidrostatik biçimde akar.

basınçlı sistem

Sonuç olarak farklılıklar kısaca anlatmak gerekirse pnömatik sistemler molekülleri az direnci olan pnömatik vana ve motorlardan geçirirken çabuk ve atiktir. Havanın sıkıştırılması ve kontrol edilmesindeki zorluklardan dolayı pnömatik spektrumun üst ucundaki basınç 150psi ile sınırlıdır.

Diğer yandan hidrolik sistemler 10.000psi basınçla birlikte atomları toplayabilir ve devasa yükleri kolay bir şekilde taşıyabilir. Ancak, yağın kendi kütlesi hareket etmesini zorlaştırır bu da hidrolik sistemdeki delik ve sondajlardaki aşırı akıştan dolayı karşı basınç ile ilgili problemlere yol açar. Hava sistemleri karşı basınç ile ilgili problemleri görebilir ancak sonuç olarak azaltma potansiyelinden dolayı akıntının azaltılmasıdır.Hidrolik yağ sıkıştırılamaz bu yüzden bir diyaframlı pompa akıyorsa her yere akabilir. Enerji eğer önceden yararlı bir iş başarılmamışsa sadece akış sürecinde israf edilebilir.

Hidrolik ve pnömatik arasındaki bir diğer önemli fark ise maliyettir. Bütün bir pnömatik sistem hidrolik pompa fiyatına satın alınabilir ve büyük bir mali eşitsizlik olabilir. Ne kadar kütle taşımak istediğinizi ve ne kadar hızlı olması gerektiğini önceden düşünmelisiniz. İki hareket ettirme yönteminin çıktılarının aynı olduğunu düşünebilirsiniz ama önce kendinize bir sorun ne kadar büyüklükte bir kütleyi hareket ettirmeniz gerekir ve sonra o kütleyi hareket ettirebilecek en uygun fiyatlı yöntemi seçin.

Pnömatik Nedir?

Pnömatik, basınçlı hava teknolojisidir ama bazı çevrelerde otomasyon kontrolü de denir. Basınçlı gaz (genelde kuru ya da yağlı tipte hava) bir uç efektörünü harekete geçirmek ve herhangi bir işi gerçekleştirmek için kullanılır. Uç efektörü genel silindirden, tutucular ve körükler gibi daha çok uygulamaya özel cihazlara kadar çeşitlilik gösterir. Pnömatik alanına giren vakum sistemleri de vakum jeneratörleri ve cam ya da yumurta gibi hassas objeleri kaldırır ve hareket ettirirken bardaklar kullanırlar.

Mühendisler pnömatiği genellikle medikal, paketleme, elleçleme, eğlence ve hatta robot sistemleri sektörlerinde kullanırlar. Ve pnömatik, maden gibi kıvılcımın felaket getirebileceği ve binlerce hayata mal olabileceği yani tehlikenin kritik oranda olduğu durumlarda da yararlı olabilir.

Doğası gereği hava kolayca sıkıştırılabilir, pnömatik sistemler de büyük şokları emerler ki bu özellik bazı uygulamalarda çok yararlıdır. Birçok pnömatik sistem 100psi basınç ile çalışır, küçük bir kısım ise 3,000 ile 5,000 psi arasını görebilir. Zaten pnömatik sistemler genel olarak küçük yüklemeler devreye girdiğinde kullanılırlar.

Pnömatik sistemler havanın hacmini azaltmak ve böylece gaz basıncını arttırmak için kompresör kullanırlar. Basınçlı gaz pnömatik hortumlar içerisinden geçer ve işleticiye doğru ilerlerken pnömatik vana ile kontrol edilir. Bazı parçaların düzgün çalışması ve sistemin etkin işlemesi için hava kaynağı filtrelenmeli ve devamlı gözlemlenmelidir. Bu gözlem ve filtreleme ayrıca sistemin yaşam ömrünün de uzamasını sağlar.

Son yıllarda kontrol sistemi, pnömatik içerisinde yer alan sistemler artmıştır (gelişmiş teknoloji sayesinde). Eskiden pnömatik sistemler diğer elektronik sistemler ile rekabet edemezken şimdi pnömatik sistemler de bir Rönesans yaşanmaktadır bile denebilir.

Sonuç olarak pnömatik belki birkaç yıl önce akla bile gelmeyecek şekillerde, şu an kullanılmaktadır. Robotlardaki pnömatik kaslar gibi yaratıcı uygulamalar sürekli haberlerde gözükmekte ve bu durum yalnızca mühendislerin yaratıcılığını değil aynı zamanda bu esnek ve çabuk adapte olabilen teknolojinin de önemini göstermektedir.